Genelde Osmanlı eğitim sistemi özelde ise klasik dönem eğitim kurumlarında
yabancı dil eğitiminin yerini anlayabilmek için, Osmanlı eğitim müfredatını ve
medreselerde okutulan dersleri incelemek gerekmektedir. Osmanlılarda ilk
medrese 1331 tarihinde, Orhan Bey zamanında İznik’te açıldı. Bursa’nın fethi
ile birlikte Bursa’da da yeni bir medrese açıldı. Bundan sonra devletin sınırlarına
katılan yeni yerlerde medreseler açılmaya devam etti. Fatih dönemi, medrese ve
eğitim sisteminde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Çünkü Fatih’in açmış olduğu
Sahn-ı Seman medreseleri hem derece hem de eğitim sistemi bakımından
diğerlerinden farklıydı. Fatih döneminde açılan bu medreselere ilave olarak
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Süleymaniye adı ile açılan medreselerde,
“tıp”, “riyaziye” ve “darü’l-hadis” gibi yeni ihtisas bölümleri(fakülte)
oluşturuldu.
Osmanlı Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Eylül 2019 Pazartesi
18 Temmuz 2019 Perşembe
Etrâk-ı bî idrâk Üzerinden Osmanlı’da Kimlik Tartışmaları
Osmanlı,
Türklük, milliyetçilik, çok kültürlülük, çok dillik gibi birçok konu son
zamanlarda tartışılmaktadır. Tartışılmaya da devam edecek gibi görünüyor.
Osmanlı Devleti
altı yüz yıldan fazla bir süre üç kıtada egemen olan resmi yazışmalarda
Türkçenin kullanıldığı, egemen kültürün Türk kültürü olduğu çok uluslu, çok
kültürlü, çok milletli bir cihan devleteydi. Bunun yanında farklı anlayışlara,
düşüncelere, kültürlere, dillere olabildiğince yaşam hakkı sunan bir devletti.
Bugün Saraybosna’dan Kosova’ya; Kosova’dan Halep’e; Şanlıurfa’dan Trablusgarp’a;
Edirne’den Batum’a Osmanlı’nın bıraktığı tarihi mirası gördüğümüz zaman
Osmanlı’nın yüksek bir kültür, özgün bir dünya görüşü, kendine has bir yaşam
stili geliştirdiğine müşahede edebiliyoruz. İstanbul ve Edirne cami
külliyeleri, Saraybosna Hüsrev Bey cami külliyesi, Konya Karapınar külliyesi,
Van’da İshak Paşa külliyesi ve daha birçok eserin Devlet-i Ali Osman’ın uzak
köşelerinde aynı anlayışın oluşturduğu özgün mekânlar olduğunu kavrıyorsunuz.
Böylece Macaristan’dan Yemen’e, Adriyatik’ten Kafkaslara kadar Osmanlı Kültürünün
oluşturduğu şaheserlere tanıklık etmiş oluyorsunuz. Bu eserler çok büyük bir
coğrafyada, Osmanlı kültürünün halk yaşamını şekillendiren çevrelerdir.
17 Temmuz 2019 Çarşamba
Neo Osmanlı mı? Ulus devlet mi?
14 Temmuz 2019 Pazar
Bir Seyahat Klasiği Daha Yok Olmak Üzere
Tarih boyunca yollar, yolcular ve kervanlar hep
önemini korumuştur. Hatta kervanlar kültürlerarası iletişimin en önemli
aktörlerinden birisi olmuşlardır. Bu kervanlar İslamiyet’in yayılmasında da
büyük öneme sahiptirler. Herhalde Tarih derslerinde Arap tüccarlar sayesinde
birçok kişinin İslamiyet ile şereflendiğini öğrenmişsinizdir. Son yıllarda her
tarafı saran sanal ve dijital dünyanın her şeyi bir kara delik gibi içine çektiği çağımızda, sanallaşma ve
dijitalleşmeye inat, yollar ve yolcular önemini korumaya devam etmektedir.
6 Mayıs 2019 Pazartesi
Filipinler'in Başkenti Manila'da Vefat Eden Osmanlı Vatandaşı Jose Halfon'a Ait Ölüm Sertifikası, 1919
Osmanlı Devleti
çok uluslu, çok kültürlü, çok dinli bir devletti. Kuruluşundan yıkılışına kadar
vatandaşları arasında hiç bir ayrım yapmamıştır. Uygulamadaki hukuk kurallarına
göre vatandaşlarına eşit ve adaletli davranmayı kendine bir ilke edinmiştir. Bunun
için de ülke içinde ve dışında vatandaşlarının çıkarlarını korumayı kendine bir
vazife addetmiştir. Aynı şekilde başka ülke vatandaşlarını da bir misafir gibi
görmüştür.
The Ottoman Empire was a multi-national,
multi-cultural, and multi-religious state. It has no made discrimination
between citizens from establishment until collapse. In accordance the
practice of law, it has adopted a principle to treat its citizens equally and
fairly. This reasons, it has accept duty to protect of citizens within and
outside the country. Likewise, he accepted citizens of other countries as
guests.
Anarşist John Dober'in Osmanlı Devletinin San Francisco Konsolosluğunu Bombalama Girişimi, 1899
![]() |
| BOA, A.MKT.MHM, 48, 13 Şubat 1899 |
Amerikan vatandaşı İrlanda asıllı anarşist John Dober'in Filipin adalarına giderek orada bulunan Müslümanları isyana teşvik etmesi üzerine, Osmanlı yönetiminin bu konuda aldığı tedbirler hakkında.
Aynı kişi Osmanlı pasaportu almaya çalışmış ve pasaport alamayınca Osmanlı Devletinin San Francisco konsolosluğuna posta ile bombalı paket göndermiştir. Paketler patlamadan imha edilmiştir.
https://www.youtube.com/watch?v=9lxM4gwK8gU
https://www.youtube.com/watch?v=9lxM4gwK8gU
Dynamite
Game in His Mail
Deadly
Explosives Addressed to the Turkish Consul. Pitched Carelessly About by
the Clerks in the Post office. Stamp Marks Indistinct. It is the
Second Package of the Deadly Stuff Which Has Been Sent.
Two
sticks, or nearly a half a pound, of deadly dynamite, were carried in the mails
which arrived on the overland train Sunday morning. The treacherous explosives
were poured from the mail sack in no gentle manner on the distributing Table at
the post office station in the ferry depot and one of the clerks son afterwards
tossed them through a chute to the table of the carrier who would take them to
the destination as indicated by the address.
5 Mayıs 2019 Pazar
Viyana Müzesinde Bulunan Osmanlı Mührünün Hazin Hikayesi / The Story of the Ottoman Seal in the Vienna Museum
Bunlardan birincisi, Sava Nehrini geçip Varadin’e ulaşmak yönünde, ikincisi ise Tuna Nehrini geçerek, Temeşvar taraflarına doğru gidilmesi yönündeydi. Paşalar Temeşvar tarafına gidilmesi taraftarı idiler. Bu görüşü herkesin desteklemesine rağmen yalnızca Belgrad Muhafızı olan Amcazâde Hüseyin Paşa buraların durumunu daha iyi bildiği için karşı çıktı. Hüseyin Paşa’nın karşı çıkmasından dolayı “siz dahi bir senedir bu serhaddesiz, vâkıf olduğunuz mertebeyi söyleyin” dediler. Hüseyin Paşa kendisine yöneltilen bu sual karşısında “üç senedir gelürsüz gidersüz, küffârdan bir karış yer aldığınuz yok. Bu kadar hazîne itlâf ve asâkir-i İslâm it‘âb olunur, eğer mühimmât-ı levâzımınız tekmîl ise münasip olan Varadin kal‘asın muhâsara eylemek gerekdir” dedi. Ordunun sürekli plansız yapılan mücadeleleri kaybetmesi sonucu yorgun düştüğünü ifade ile birlikte yapılan hataları sıralayan ve savaş stratejisi açısından Varadin taraflarına gidilmesi gerektiği anlamına gelen Hüseyin paşanın görüşleri karşısında Vezîr-i a’zam Elmas Mehmet Paşa “Devlet-i padişahi de her şeyimiz hâzıru âmâdedir” diyerek, Hüseyin Paşa’nın bu sözlerine itiraz etti. Hüseyin Paşa’nın Varadin’i tavsiye etmesine karşılık, Temeşvar Valisi olan Cafer Paşa ise Temeşvar taraflarına gidilmesi hususunda ısrarcı oldu[7].
Filipinlerde Vefat Eden Osmanlı Vatandaşı Hakkında Yapılan İnceleme / Ottoman Citizen Mardiros Serkis who Died in the Philippines
Osmanlı yönetimi Filipinler ile geç münasebet kurmuş bile olsa buradaki gelişmeler hakkında fikir sahibiydi. Bazı araştırmalarda ifade edildiği gibi Osmanlının bu bölge hakkında bilgisinin olmadığı çok doğru bir yaklaşım değildir. En azından Osmanlı yönetimi Kanuni döneminden beri Uzak Doğu, Açe, Endonezya, Sumatra ve Malezya hakkında bilgi sahibidir. Bura ile yakın ticari ve siyasi ilişkilerinin olmaması buralar hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı anlamına da gelmemelidir. Bazı araştırmalarda Sultan II. Abdülhamid’in Filipinlerdeki ahali-i İslam hakkında bilgisinin olmadığı gibi yanlış bir bilgide bulunmaktadır. Bu bilgi kanaatimizce Osmanlı’nın Manila ilk şehbenderi Necip Halil’in hazırlamış olduğu 27 Temmuz 1910 tarihli raporda geçen ‘…Mindanao’da yaşayan ‘Moro’ Müslümanlarının İslam Âlemi tarafından pek bilinmediği…’ ifadelerine dayandırılmaktadır. Arşiv belgelerini incelediğimiz ve arka planına baktığımız zaman Osmanlı yönetiminin buralar hakkında bilgi sahibi olduğunu anlıyoruz. Bunun dışında devleti ilgilendiren veya ilgilendirmeyen konular ile ilgili birçok belge akışı da gerçekleşmiştir. Bunlar incelendiği zaman Müslümanların yaşadığı yerler ile Osmanlı yönetimi arasında bir iletişim vardır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




